GIDA & HALK SAĞLIĞI          SAĞLIKLI HAYVAN -> SAĞLIKLI GIDA -> SAĞLIKLI İNSAN

  
 
  

 



Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği


 


 


 

 

 

 


BAYRAMDA SAĞLIĞINIZI KESMEYİN !!!

KURBAN REHBERİ için tıklayın

Kuş gribi ile ilgili sıkça sorulan sorular için tıklayın  

 



Genel bilgi
Hayvanlardan insanlara bulaşabilen ( Zoonoz ) Hastalıklar
Kurbanlıkta aranan şartlar
Kurban bayramından Önce alınması gereken tedbirler
Satın alma ve Kesim öncesi muayene
Satış ve kesim yerlerinde dikkat edilecek hususlar
Kesimde önemli noktalar
Kesim öncesi ve sonrasında dikkat edilecek hususlar
Kurban etlerinin olgunlaşması ve muhafazası
Atık ve tüketilmeyen yan ürünler
Kesim yerlerinin dezenfeksiyonu
Deri korunma ve saklanması
Kurban ve halk sağlığı
Kurban bayramında uyulması gereken hususlar
Kurban kesim yerlerinde bulunması gereken asgari teknik ve hijyen şartları
Kurbanlık hayvan alımlarında dikkat edilecek hususlar

Tarım Bakanlığının Kurban bayramı ile ilgili Basın Açıklaması  indir .doc 31 Kb
Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü Kurban Genelgesi-1  İndir  .doc 54 Kb
Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü Kurban Genelgesi-2  İndir  .doc  358 Kb

Kurbanın Dini yönüyle ilgili sorularınız için ( Diyanet İşler Başkanlığı'nın sitesinde)

 

 

 

İslam dini gereği her Kurban Bayramı’nda milyonlarca kasaplık hayvan kurban edilmektedir. Ancak aynı anda çok sayıda hayvanın kesilmesi gerek halk sağlığı, gerekse çevre sağlığı açısından ciddi sorunları beraberinde getirmektedir. Özellikle Veteriner Hekim kontrolü yapılmadan kesilen hayvanlardan elde edilen etler, sağlık açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Buna ilaveten kurbanlık hayvanların sokaklarda dolaştırılmaları, meydanlarda bekletilmeleri, satın alınan hayvanların evlerin bahçelerinde, balkonlarında tutulmaları ve uygun olmayan yerlerde kesilmeleri tehlikenin boyutunu daha da arttırmaktadır. Özellikle kesim sırasında ortaya çıkan kan, mide bağırsak içeriği ve kullanılmayan kısımların gelişi güzel bir şekilde çevreye atılmaması; akarsulara dökülmemesi gerekir. Aksi takdirde, hayvan hastalıklarının yayılması, hastalıkların hayvanlardan hayvanlara ve hayvanlardan insanlara bulaşması, çevrenin kirlenmesi ve çevre sağlığının bozulması kaçınılmazdır. Başa Dön

Kurbanlıkta aranması gereken şartlar
Satın alacağınız hayvanın Veteriner Sağlık Raporu veya Menşe-i Şehadetnamesi bulunmalıdır. Kurbanlık olacak koyun ve keçiler 1 yaşından küçük olmamalı; sığırlar ise en az 2 yaşında olmalıdır. Kurbanlık Hayvanın; bir veya iki gözü kör, kulakları kopuk, bir veya iki boynuzu kökünden kırık, kuyruğunun yarısı kopmuş veya doğuştan kuyruksuz, dişlerinin çoğu dökük, meme başları kopuk, yürüyemeyecek kadar topallığı, olmamalıdır. Genel sağlık açısından kurban edilecek hayvan; durgun ve halsiz, aşırı öksürük ve aksırıklı olmamalı, gözleri, derisi ve kılları parlak ve canlı olmalı, göz, ağız ve burnunda akıntı, olmamalıdır. Kurbanlık hayvan aşırı zayıf ve gebe olmamalıdır. Besili koyun ve keçilerin; bel omurları el ile kavrandığında kemik uçları ve kaburga kemikleri kolaylıkla hissedilmez. Belleri düz ve yürüyüşleri diktir. Besili sığırların; vücut çukurları kaybolmuş, kemik uçları belirgin değildir.  Başa Dön

 

 

HAYVANLARDAN İNSANLARA BULAŞABİLEN HASTALIKLAR (ZOONOZLAR)

Kasaplık hayvanlar birçok hastalığın kaynağı olabilir ve bu hastalıkları insanlara bulaştırabilirler. Hayvanlardan insanlara geçen bu hastalıkların kurban bayramlarında görülme sıklığı yaklaşık %30 oranında artmaktadır. Türkiye ve pek çok komşu ülkede bruselloz, kist hidatid, sistiserkoz, sarkoplazmoz, verem, toksoplazmoz, şarbon gibi hastalıklar günümüzde hala görülmekte ve önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturmaya devam etmektedirler. Bu hastalıklardan ileri gelebilecek tehlikenin azaltılması veya önlenmesi için öncelikle hastalıkların hayvanlarda kontrol altına alınması gerekir. Buna ilave olarak kasaplık hayvanların asgari teknik ve sağlık şartlarına sahip kesim yerlerinde kesilmesi ve tüketiciye sağlıklı bir şekilde ulaştırılması gerekir.

Kasaplık hayvanlarda görülen ve insanlara bulaşabilen hastalıklardan bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır.

 

Tüberküloz (Verem): Tüberküloz bütün evcil ve yabani hayvanlarda görülür. Mycobacterium bovis sığırlarda tüberküloz hastalığının etkenidir ve enfekte sığırlardan insanlara bulaşabilir. Hastalık tüberkülozlu hayvanların çiğ sütlerinin içilmesi ile veya tüberkülozlu etlerin ve organların yenmesi ile insanlara bulaşır. Ancak tüberkülozlu hayvanların muayenesinde etlerde, farklı organ ve lenf yumrularında meydana gelen ve tüberkül olarak adlandırılan tipik değişikliklerle tüberküloz teşhis edilebilir. Bu durumda tüketilmesi engellenmelidir. Özellikle yaygın tüberküloz lezyonları varsa çok dikkatli olunmalı, etraftaki insanların sağlığı tehlikeye atılmamalıdır. 

Akciğerde Tüberküloz lezyonları

 

Bruselloz (Malta humması): Hastalığın etkenleri Brucella abortus bovis, B.suis ve B.melitensis’ tir. İnsan ve hayvanlarda bruselloza neden olurlar. İnsanlarda enfeksiyon hasta hayvanlar ve etleriyle temasta el ve konjuktiva ile, hastalıklı süt ve süt ürünlerinin tüketimi ile, fetal atıklardan solunum yoluyla meydana gelir. Hastalık düzensizlik gösteren ve nüksetme eğilimli bir ateş ile karakteristiktir. Bunun yanı sıra terleme, ağrı, eklemlerin şişmesi, bazen cinsel organlarda hastalık tabloları ile seyredebilir. Kasaplık hayvanların kesim ve parçalanması sırasında hastalıklı memeler karkas ve organları bulaştırırlar. Etken etlerde haftalar hatta aylarca canlı kalır. Tuzlanmış ve salamura edilmiş etlerde 150 gün canlılığını korur. İnsanlar için tehlike sadece temas yoluyla değil, aynı zamanda kan emen sinekler ve böcekler vasıtasıyla da oluşur. Özellikle hayvanda enfeksiyon akut devrede ise ve ateş varsa bakteriler kanda da bulunabilir ve insanlara bulaşabilir. Böyle hayvanlar kesilmemeli, bir Veteriner Hekim’e danışılmalıdır.

 

Antraks (Şarbon): Hastalığın etkeni Bacillus antracis’tir. Antraks oldukça tehlikeli bir zoonozdur ve hastalık insanlara hasta hayvanlardan temas yolu ile bulaşır. Bu nedenle hasta hayvanların derilerini yüzen ve işleyen kasaplar veya işçiler hastalığı kendilerine ve etrafa bulaştırırlar. Hasta hayvanların etlerini tüketen insanlarda ise bağırsak antraksı oluşur ve çoğu zaman ölümle sonuçlanır. Antraktsa kanın pıhtılaşmadığı ve siyahımsı kırmızıya kadar koyu renkte olduğu dikkati çeker. Özellikle sığırlarda dalak normal büyüklüğünün birkaç misli büyümüştür. Dalağın pulpası siyaha yakın renkte ve kolayca ufalanabilen kıvamdadır. Trachea ve bronşlar kanlı ve köpüklü bir sıvı ile doludur. Kalp, karaciğer ve böbrekler kırmızı, şişkin ve gevrektir.Koyunlardaki belirtiler sığırlara benzemekle birlikte dalak büyümesine her zaman rastlanmayabilir. Bu hastalık hızlı geliştiği için hayvan henüz kesilmeden, kurban öncesi bekletme döneminde dahi belirtiler görülebilir. Kesim öncesinde şüpheye düşüldüğünde veya kesim esnasında tipik belirtiler görüldüğünde kesimin hemen durdurularak  Veteriner Hekime danışılması ve antraks olduğu kesinse imha edilmesi yoluna gidilmelidir.

 

Taeniasis (Sistiserkozis): Farklı tenya cinsleri tarafından oluşturulabilir ve buna göre özel isimler de verilebilir. En yaygın ve sığır etleriyle ilişkili tipi Taenia saginata’dır. Abdestbozan seridi olarak da bilinir. Erişkin şekli insanların ince bağırsaklarında, larva şekli olan Cysticercus bovis (Sistiserkus bovis) sığır iskelet kasları ile dil, yutak, çene, kalp ve diyafram kaslarında yaşar. Bulaşma, larvaları içeren kistli etlerin insanlar tarafından yenmesi ile gerçekleşir. Bağırsaklarda gelişen erişkin parazit, 25-30 sene kadar burada kalabilir, boyu 6 metreye kadar çıkabilir. Etkenin alımından 8-10 hafta kadar sonra parazitin 100.000 kadar yumurta içeren halkaları dışkı ile atılır. Bu yumurtalar sığırlar tarafından alınırsa, bunların çizgili kaslarında sistiserk formu oluşur. Enfekte kişilerde iştah bozukluğu, karında şişme ve ağrı, bulantı, kusma, kabızlık ve ishal gibi bozukluklar şekillenebilir. İyi beslenen bir insanın bağırsağında 1 adet şeridin bulunması durumunda hiçbir belirti görülmeyebilir.

 

Resim : Karaciğerde sistiserkoz kistleri

 

Hidatidoz (Kist Hidatid) : Halk arasında “köpek hastalığı”, “kıl hastalığı”,“köpek kisti” veya “su kesesi” gibi isimlerle bilinen hidatidoz kontrolsüz hayvan kesimlerinin fazla olduğu ülkemizde de oldukça yaygın olan ve üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur. Erişkin şekli köpek, kurt, çakal gibi etcil hayvanların ince bağırsaklarında yaşar ve adı Echinococcus granulosus’tur. Bu şeridin  larva formu koyun, keçi, sığır başta olmak üzere birçok memeli hayvan ve insanlarda gelişir ve hidatid kist’leri yapar. Enfekte köpeklerin dışkısı ile atılan içi yumurta dolu halkaların dış etkenlerle parçalanması sonucu yumurtalar çevreye yayılarak su ve gıda maddelerine bulaşırlar. İnsanlar ve hayvanlar gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu parazit yumurtalarını, bulaşık su ve maddeleriyle gıda (sebze, meyve gibi) veya yumurtalarla bulaşık ellerin yıkanmadan ağza götürülmesiyle alarak enfekte olurlar. Alınan bu yumurtalar, insan ve hayvanların ince bağırsaklarındaki enzimlerin etkisiyle parçalanır ve içerisindeki larvalar serbest kalır. Serbest kalan larvalar kan yoluyla karaciğer ve akciğer başta olmak üzere beyin, kalp, böbrek gibi birçok organa giderek yerleşir ve bu organlarda hidatid kist’leri oluştururlar. Bu kistlerin boyutları fındıktan çocuk başı büyüklüğüne kadar değişebilir. Eğer bu kistli organlar köpekler tarafından yenilirse çiğneme ve sindirim esnasında kistler parçalanır ve içlerindeki larvaların her biri köpeğin ince bağırsağında erişkin şerit haline dönüşür.

                                                                                                                  Karaciğerde hidatid kist

 

          Enfekte insanlarda kistin bulunduğu organa bağlı olarak karın ağrısı, bulantı, kusma, sarılık, solunum güçlüğü, öksürük, baş ağrısı, işitme, görme, algılama ve koordinasyon bozukluğu gibi belirtiler görülebilir. Ayrıca bazen vurma, çarpma, düşme gibi durumlarda kistlerin patlaması sonucu anaflaktik şok oluşabilir ve ölümlere neden olabilir. Çok büyük ekonomik kayıplara neden olan bu hastalığın hayvanlarda tedavisi mümkün değildir. İnsanlarda ise kistlerin ameliyatla çıkarılması veya ilaçla küçültülmesi mümkün olmakla beraber tedavi çok güç ve risklidir. Ayrıca hastalıktan dolayı ameliyat geçiren bireylerde tam iyileşme sağlanamamakta, bu kişiler sürekli nüks korkusuyla yaşamaktadır.

    Diğer birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi en uygun çözüm yolu insan ve hayvanların bu hastalıktan korunmasıdır. Bu hastalıkla mücadele 2 şekilde yapılabilir.  

Kalpte hidatid kist

 

1.      Erişkin parazite karşı yapılacak mücadele; hastalığın bulaşmasında en önemli kaynak köpekler olduğundan sahipli ve sahipsiz bütün köpekler ikişer ay ara ile etkili bir antelmentikle  tedavi edilmeli ve tedavi sonrası 2-3 gün dışkılar toplanarak yakılmalıdır.

2.      Köpeklerin bu parazit ile enfekte olması engellenmelidir (Kistli organların köpekler tarafından yenilmesi engellenmelidir).  

              Bu amaçla özellikle Kurban Bayramlarında kurban kesen herkes kestikleri hayvanların iç organlarını kontrol etmeli, eğer içi sıvı dolu beyaz keseler var ise bunları imha ederek köpekler tarafından yenmesi engellenmelidir. Bu amaçla kistli organlar derin bir kap içerisinde toplanmalı ve üzerine yanıcı bir madde (benzin, mazot) dökülerek yakılmalı ve veya 2-3 metre derinliğinde çukurlar kazılıp üzerine sönmemiş kireç döktükten sonra köpeklerin çıkaramayacağı şekilde gömülmelidir. Kesinlikle çöpe atılmamalıdır.Başa Dön

 

KURBAN BAYRAMINDAN ÖNCE ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

            Hayvan Satış Yerleri: Şehirleşme ve apartman hayatının getirdiği sorunlar sebebiyle, kurbanın özellikle sağlık yönü kentlerde daha fazla önem kazanmıştır. Kasaplık hayvanların satılacağı pazar yerlerinin kurulması, satılacak hayvanların Veteriner Hekimler tarafından sağlık ve gebelik yönlerinden muayene edilmesi gerekmektedir. Kurbanlık hayvanların alım ve satımları, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ile il ve ilçelerde yerel yönetimlerce belirlenen hayvan pazarları; sorumlu Veteriner Hekimi bulunan kasaplık-besi hayvan yetiştiricileri gibi yerlerden alınmalıdır. Bu yerlere çeşitli yörelerden getirilen hayvanlarda menşe şehadetnamesi aranmalıdır(XXXXX). Buralarda satışa sunulan hayvanlar mutlaka Veteriner Hekim kontrolünden geçirilmelidir. Kesime uygun olmayan halk sağlığını tehdit edebilecek hayvanların satışına izin verilmemelidir.Hayvan pazarlarına hayvanlar menşei ve sağlık raporu (3285 sayılı kanunun 22 inci maddesi) ile getirilirler. Bu, bir yönüyle kaynağın ve sağlığın güvencesi durumundadır. Ayrıca pazara getirilecek olan sığırlarda kulak numarası ve kimlik  belgesi istenmesi bu yönden yararlı olacaktır. Böylece hayvan pazarları gibi veteriner hekim kontrolü altında bulunan yerlerde canlı muayenesi yapılmış, sağlıklı ve gebe olmayan hayvan kesimi yapılabilecektir.   Başa Dön      

 

Kurbanlık Satın Alma ve Hayvanların Kesim Öncesi (Ante-mortem) Muayenesi: Hayvanların kesilmeden önce muayenesi etlerin insan gıdası olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceklerini saptamak amacıyla yapılır. Bazı hastalıklar ancak hayvan canlı iken gösterdikleri topallık, felç, belirli vücut hareketleri ve durumları veya genel durumlarında görülen değişiklikler ile belirlenebilir. Kurbanlık hayvan satın alırken hayvanın genel durumu ve genel görünüşü iyice gözden geçirilmelidir.Çünkü çeşitli hayvan hastalıkları ette fazla değişiklik yapmadıkları halde, canlı hayvanda klinik belirtilerle daha kolay teşhis edilirler. Kesim öncesi muayene hayvan ayakta dururken, hareket halindeyken ve sakinken yapılmalı, aşağıdaki durumlara dikkat edilmelidir:

 

-   Eğer hayvanda yüksek ateş, iştahsızlık, öksürük, nefes güçlüğü, yutmada zorluk, ağız burun akıntısı, kısmi veya genel felç, vücutta şişlikler, cinsiyet organları ve memede kötü kokulu akıntılar varsa hastalıktan şüphe edilmelidir. Bu ve benzeri durumlarda böyle hayvanlar satın alınmamalı veya kesin karar Veteriner Hekim kontrolünden sonra verilmelidir. Hasta olduklarından şüphelenilen hayvanların yaşına dikkat edilmelidir.

Ayrıca;

-   Ayakta durma ve hareket tarzına

-   Beslenme durumuna

-   Çevreye uyumuna

-   Hayvanların postunun, kılının ve yününün durumuna

-   Sindirim sistemine (salgı çıkarmasına, geviş getirmesine, dışkının kıvamına ve rengine)

-   Üreme organlarına ve meme bezlerine

-   Solunum sistemine (burun salgısına, solunum durumuna)

-   Yara, şişlik veya ödemlere

-   Vücut hareketine

-   Kanın bulaşmasına

-   Belirli hastalıkların ve belirtilerinin farklı tip hayvanların farklı organlarında görülmesine dikkat edilmelidir.

 

            Genel sağlık açısından kurban edilecek hayvan;

-   Durgun ve halsiz olmamalı,

-   Aşırı öksürük ve aksırık olmamalı,

-   Gözleri, derisi ve kılları parlak ve canlı olmalı,

-   Göz, ağız ve burunda akıntı olmamalıdır.

-   Aşırı zayıf veya gebe olmamalıdır.Başa Dön

 

Kurban Satış ve Kesim Yerlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve denetim esasları
Kurban satış ve kesimi, Valilikçe onaylanan ve Belediyelerce kurban satış ve kesimi için gerekli alt ve üst yapının tesis edildiği yerlerde yapılacaktır. Ayrıca kurban atık ve çöplerinin Belediyelerce toplanarak bertarafı sağlanacaktır. Belediyelerin gösterdiği yerlerin dışında toplu kurban kesmek yasaktır.

Park, cadde, sokak, meydan gibi umuma açık ve kurban kesimine uygun olmayan yerlerde kurban kesimi yapılmayacak, yapanlara belediye zabıtasınca müdahale edilecektir.


1. Belediyelerin izin verdiği kurban satış ve toplu kesim yapılacak yerler aşağıdaki özellikte olacaktır:

-Su, elektrik, kanalizasyon veya fosseptik çukuru olan alt yapısı hazırlanmış yerler olacaktır.
-Kesim yeri beton veya beton asfalt v.b sızdırmaz malzemeden olacaktır.
-Kesim yeri kesim sonunda tazyikli suyla yıkama imkanına sahip olacaktır.
-Yıkama suları mutlaka kanalizasyona veya fosseptiğe verilecek, kesinlikle çevreye
bırakılmayacaktır.
-Kesim sonrası, kesim mahalli dezenfekte edilecektir.
-Kurban kesimi için yeterli sayıda veteriner hekim, ehliyetli kasap ve yardımcı personel, iş elbisesi
giymiş halde görevlendirilecektir.
-Kesimden çıkan işkembe ve hayvan dışkıları vb. atıklar sızdırmaz ve yırtılmaz siyah torbalara konacak, ağzı iyice kapatılıp, bağlanacak ve sızdırmaz kapalı özel atık taşıma kamyonları ile belediye tarafından düzenli depolama sahalarına en kısa sürede götürülecektir.
-İlgili belediyeler Bayram süresince kesim ve satış yerlerinde temizlik ve denetim birimlerinden yeterli sayıda eleman bulunduracaklardır.
-Kurban satış yerlerinde trafiğin engellenmemesi ve görüntü kirliliğine yol açılmaması için hayvan
taşınmasının gece saatlerinde gerçekleştirilmesi sağlanacaktır.
-Hayvan atıkları dışında atıklarda aynı usulde biriktirilerek, en kısa sürede belediyelere verilecektir.
-Deriler gelişi güzel yere atılmayacak ve tuzlanarak muhafaza edilecektir.
-Kurban kesimi ve satış yerlerinde ilçe belediyeleri yeterli miktarda çöp araçları ve konteynır
bulunduracaklardır.
-İlçe Belediyeleri, çöp konteynerleri dolmadan atıkları toplayıp, sıkıştırmadan çöp kamyonlarıyla
transfer istasyonlarına ulaştıracaklardır.

2- Etrafı kapatılmış özel mülkü veya bahçesinde kurban kesecek olanlar aşağıdaki hususlara dikkat edeceklerdir:

-Kesim yeri beton, asfalt veya sert zemin olacak, çıkan kanın toprağa dağılması önlenecektir.
-Kesilen kurbandan çıkan işkembe ve atıklar sızdırmaz ve yırtılmaz siyah renkli torbalara konacak, ağızları iyice bağlanacak ve belediye temizlik ekiplerine teslim edilecektir.
-Kurban kesim esnasında çıkan diğer çöplerde mutlaka toplanıp, kapalı poşetlere konup, belediye
temizlik ekiplerine teslim edilecektir.
-Kesim sonunda kesim mahalli, kanlı ve pis bir vaziyette bırakılmayacak, kan izi kalmayacak şekilde temizlenecektir.

İlçe Belediyeleri; yeterli sayıda temizlik ekiplerini, bayram süresince çalışır halde tutacaklardır. Özellikle bayramın ilk iki günü temizlik elemanı ve çöp toplama aracı sayısı artırılacaktır.
Belediyeler; kesim ve satış yerlerinde kurban atıklarını düzenli bir şekilde günlük olarak ve fenni şekilde toplayacaklar ve depolama sahalarında uygun şekilde bertarafı için sevk edeceklerdir.
Büyükşehir Belediyesince; transfer istasyonları ve çöp bertaraf tesislerinde çalışanlara bayram süresince izin verilmeyecektir.Toplu kurban satış ve kesim yerlerinde temizlik amaçlı yeterli miktarda su sağlanacaktır.
Bayram öncesi ve Bayram süresince özellikle kurban kesimlerinin yoğun olduğu ilk iki gün İlçe Belediyelerinin Zabıta birimleri ile birlikte Büyükşehir Belediyesi Zabıta Birimleri de yukarıda belirtilen özellikle çevre ile ilgili hususlar doğrultusunda aralıksız denetim yapacaklardır.

Toplu kurban kesim yerlerinde veya kendi özel mülkünde, bahçesinde kurban kesimi yapıp çevreyi kirletenlere veya kaçak olarak umuma açık yerde kesim yapanlara denetim birimlerince Çevre Kanunu’nun ilgili hükümleri ve Zabıta Talimatnamesi doğrultusunda yasal işlem uygulanacaktır.

Kurban satış ve kesim yerlerinde çevre kirliliğine neden olan veya olabilecek olumsuzlukların görülmesi veya tespiti halinde gerekli yasal işlemin yapılması için İlçe Belediyesinin Zabıta ve Temizlik Birimlerine ayrıca Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ve Zabıta Müdürlüğü’ne  telefonuna bildirilebilecektir.
Başa Dön

 

Kesimde Önemli Noktalar: Kurban Bayramı süresince tüm mezbaha ve hayvan kesim yerlerinin açık olması, bireysel veya toplu kesim işlemlerinin kesim yerlerine yönlendirilmesi ve kesimin deneyimli kişilerce yapılması sağlanmalıdır. Kesilecek hayvan mutlaka sağlıklı olmalıdır. Kesim öncesi kurbanlık hayvanların yorgun olmaması ve kesimden önce 6 saat boyunca yem verilmemesi (su verilebilir), etlerin kalitesini olumlu yönde etkileyen başlıca faktörlerdir. Yorgun hayvanların hemen kesilmesi ile kanı tamamen akıtmak mümkün olmayacağı için etler dayanıksız olacak ve çabuk bozulacaktır. Benzer şekilde yorgun hayvanların etleri uygun bir olgunlaşma geçirmeyecek ve dolayısı ile etin kalitesi de olumsuz etkilenecektir. Aksi takdirde kesim öncesi yemleme sonunda kesilmiş hayvanların kanları, bağırsaklarda oluşan emilme ile mikroorganizmaların hücumuna uğrayacak ve oradan ete geçerek kaliteyi olumsuz etkileyecektir ve etin dayanıklılığı azalacaktır. Kurbanlık hayvanları kesim öncesi strese sokacak kötü muamelelerden ve hareketlerden kesinlikle kaçınmak gerekir. Kesimden önce stres faktörlerine maruz kalmış, yorgun hayvanlardan elde edilen etler de uzun ömürlü değildir. Ayrıca aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmelidir:

 

-   Kesim yeri temiz olmalı ve akar su bulunmalıdır.

-   Kesim yapan kişinin sağlıklı ve temiz olması gerekir; ayrıca, bu kişi karkastan kendisine bulaşacak hastalıklara (şarbon, bruselloz gibi) karşı gerekli tedbirleri (eldiven, çizme giyme, kesik-yaralı el veya parmaklarla etle temas etmemek gibi) almalıdır,

-   Kesme işlemi, hayvanın yemek borusu ile boynun sağ ve solunda bulunan 2 kalın damarı kapsayacak şekilde boynun alt bölümü ile çene arasındaki kısmın ortasındaki boğaz çıkıntısına rastlayan yerden yapılmalıdır.

-   Hastalıklı doku ve organların kesimi sırasında kirlenen bıçaklar dezenfekte edilmeli, sağlam kısımların kesim ve parçalanmasında dezenfekte edilmeden kullanılmamalıdır.

-   Hayvan tutulup yatırılırken veya askıya alınırken işkence-eziyet edilmemelidir,

-   Kesimi mümkünse askıya alarak yapılmalıdır, böylece kanın tamamının akıtılması ve derinin yüzümünün temiz olarak yapılması sağlanır. Yerde yapılan kanatma sırasında kanın tamamının boşaltılması için yatırılan hayvanın üzerine bastırılmamalı, zorlama yapılmamalıdır. Aksi halde oluşacak negatif basınç nedeniyle dışarıdan ve sindirim sisteminden birçok mikroorganizma kolayca ete bulaşacaktır.

-   İç organlar yüzme işlemini takiben en kısa sürede çıkarılmalıdır.

-   Yutak boşaltılmalı, mide-bağırsak, safra ve idrar kesesi ve üreme organları çıkarılmalı, hasta ve süt bulunan memeler karkastan uzaklaştırılmalıdır. Bağırsaklar çıkarılırken çıkışı bağlanarak içerikle karkasın kirletilmesi önlenmelidir.

-   Kesim sırasında, kan, bağırsak içeriği gibi maddelerle çevrenin kirlenmesi engellenmelidir.    

-   Tüketilecek sakatatlar temiz bir şekilde çıkarılmalıdır.

-   Kurban atıkları çöp varillerine atılmamalı, kanalizasyon kanallarına dökülmemeli, gelişigüzel çevreye atılmamalı, çevre temizliği ve halk sağlığı açısından bu tür atıklar sokak hayvanlarının erişemeyeceği şekilde derin çukurlara gömülmelidir.

 

            Sonuç olarak, tüketiciler kurban bayramında sağlıklı bir et elde edebilmeleri için, kurbanlık hayvanlarını Veteriner Hekim kontrolünde satış yapan yerlerden almalı, kesimleri bu konuda ehliyetleri kimselere (tercihen mezbahalarda) yaptırmalı, kesim sırasında ve sonrasında hijyenik kurallara uymalı, artık organ ve dokular gelişigüzel atılarak halk ve çevre sağlığı tehdit edilmemeli, etlerin olgunlaşmasından (kesimden sonra 12-24 saat bekledikten) sonra tüketilmeli ve etler soğukta muhafaza edilmelidir.

 Başa Dön

            Kesim esnasında ve sonrasında aşağıdaki konulara özellikle dikkat edilmesi gerekir:

-   Kesilen hayvanın karkasının rengi anormal ve tuhaf bir koku mevcut mu?

-   Kesilen hayvanın kanı koyu renkli ve akışkanlığı az, pıhtılaşmıyor veya rengi normalden açık mı? Kanın aşırı koyu (katran) renkte olması ve pıhtılaşmaması hayvanın önemli bir hastalığının (Örneğin Şarbon) göstergesidir.

-   Etlerin üzerinde veya kesitinde pirinç tanesi görünümünde hareketsiz cisimcikler var mı?

-   Göğüs kafesinde yapışmalar, su toplanması ve inci tanesi gibi oluşumlar var mı?

-   Deri altında aşırı kanlanma, morarma ve çürüme bulunuyor mu?

-   Karaciğer büyümüş mü ve yüzeyinde beyaz noktalar görünüyor mu? Safra kanallarında kelebek benzeri parazitler var mı?

-   Akciğerlerde aşırı şişlik veya peynirimsi bir görünüm var mı? Parazit odakları veya apseleşme var mı?

-   Dalak normalden 3-5 kat daha büyük mü, çamur kıvamında ve katran renginde mi?

-   Bağırsaklarda aşırı derecede gaz veya kan oturmaları mevcut mu?

 

            Yukarıdaki sorulardan herhangi birine evet denmesi durumunda kurbanın derisi dahil bütün kısımları serin bir yerde muhafazaya alınıp en yakın Veteriner Hekime başvurulmalıdır. Et, Veteriner Hekimin muayene sonrası vereceği tavsiyelere göre değerlendirilmelidir. Başa Dön

 

Kurban Etlerinin Olgunlaşması ve Muhafazası: Kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve önce güneş görmeyen serin bir yerde (14 Co nin altında olmamasına dikkat edilmeli ) hava alması sağlanarak kesim sıcaklığının oda ısısına düşmesi beklenmeli (5-6 saati geçmemeli) daha sonra buzdolabına kaldırılmalıdır. Kurbanlık etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak bir durumda büyük parçalar halinde üst üste konulursa, buzdolabı ısısı etin iç kısımlarını soğutmaya yetmez. Bu nedenle etin hava almayan kısımlarında çok kısa sürede (2.gün) bozulma ve kokuşma hatta yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli atılmalıdır. Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve et parçasının büyüklüğüne göre değişmekle beraber normal buzdolabı koşularında 5 veya 6 gündür. Bu süre kıymada genellikle 3 gündür. Eğer daha uzun süreli muhafaza düşünülüyorsa etler derin dondurucuda -18 derecede muhafaza edilmelidir.

Kesim sonrası taze ette görülen ilk değişim ölüm sertliğidir. Kesimden sonra ortam sıcaklığına bağlı olarak genellikle ilk 15 dakika içinde başlar ve bütün kaslar kasılarak eklemler bükülmez bir hal alır. Ölüm sertliği halinde et, taze olmasına rağmen kendine özgü lastik kıvamlı, kuru ve aromasızdır. Böyle etler gevrek değildir ve pişirildiklerinde lezzet vermezler.  Etin bir dizi enzimatik reaksiyonlar geçirerek sertiğinin çözülmesi ve tüketicinin arzu ettiği gevreklik, aroma ve lezzeti kazanması, olgunlaşma olarak ifade edilmektedir. Etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına veya 10 Co nin altında bir ortamda tutulursa soğuk kasılması denilen olay meydana gelir. Düzensiz kasılmalar nedeni ile et tam bir olgunlaşma devresi geçiremediğinden sert yapı ve lezzet kaybı görülür. Başa Dön

 

Atık ve Tüketilmeyen Yan Ürünler: Kurbanlık hayvandan elde edilen gıda olarak tüketilebilir yan ürünler; karaciğer, beyin, yürek, böbrek, dalak, uykuluk (timus), dil, testis, baş eti, paça, işkembe, bağırsak, yağlar ve kuyruktur. Gıda olarak tüketilemeyen yan ürünler ve atıklar; kemik, kan, deri, kıllar, boynuz, tırnak, kulak, soluk borusu, testisler hariç üreme organları, böbrekler hariç üriner organlar, safra, bezler, lenf yumruları, işkembe ve bağırsak içerikleridir. Geleneksel bayram etkinlikleri içerisinde fertler ağırlıklı olarak kurban etinin değerlendirilmesine olanak vermekte, deri ve sakatat üzerinde fazlaca durmamaktadır. Bağırsak, baş, işkembe, ayak gibi kısımları yardım şeklinde değerlendirmeyi veya atmayı tercih etmekte; kendi kullanımları dışına çıkması nedeniyle de bu maddelere gereken ilgiyi gösterememektedirler.

Diğer taraftan kesim sonrası oluşan ve insan gıdası olarak tüketilemeyen yan ürünler ile birçok hastalık etkenini taşıyan her türlü atık, uygun biçimde ortamdan uzaklaştırılmamakta ve gerek çevre kirliliği gerekse salgın hastalıkların yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle; kan, işkembe ve bağırsak içerikleri ile bozuk ve yenmeyen organ veya organ kısımları,

-   Çevreye atılmamalı,

-   Akar sulara ve kanalizasyon sularına dökülmemeli,

-   Üzerine kireç tozu dökülerek derin çukurlara gömülmelidir.Başa Dön

                                                                                                            

Kurban Kesim Yerlerinin Dezenfeksiyonu: Bulaşmayı önlemek için taşıma araçları, kesim aletleri, makine ve çalışma yüzeylerinin temizliği sağlanmalıdır. Kaba kirlerin temizlenmesi sonrası uygun bir dezenfektan kullanılmalıdır. Dezenfektan bulunmadığı durumlarda çamaşır suyu gibi kolay bulunabilen bir maddeden hazırlanacak solüsyon kullanılabilir. Eğer %35’lik çamaşır suyu kullanılacaksa %1’lik bir sulandırma yapılmalıdır. Evde kullanılan %4’lük çamaşır suyu kullanılacaksa 5 kg suya 1 çay bardağı olacak şekilde sulandırılarak kullanılabilir.Başa Dön

 

Kurban Derisinin Ülke Ekonomisine Katkısı: Kasaplık bir hayvanın kesimi sonucunda elde edilen değerin %70’ini et, %20’sini sakatat, %10’unu da deri oluşturmaktadır. Ülkemizde kasaplık hayvan kesimleri kontrollü ve kontrolsüz olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Kontrollü kesimler sonucunda elde edilen deri miktarı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre yıllık yaklaşık 10 milyon adettir. Kontrolsüz kesimlerin yapıldığı Kurban Bayramlarında ise 3,5-4 milyon adet derinin elde edildiği tahmin edilmektedir. Bu ham derilerin parasal değeri bugünkü piyasa fiyatları ile yaklaşık 100 trilyon liradır. Bu derilerin Türk Hava Kurumu aracılığı ile sanayiye kazandırılması sonucunda oluşan katma değer oldukça yüksektir.

Kurbanlık hayvan kesimlerinde kesici ve yüzücülerin bu işte usta olmaması, kullanılan alet ve ekipmanların yetersizliği, kesim yerlerinde yeterli teknik ve hijyenik şartların bulunmamasından dolayı kusurlu diye isimlendirdiğimiz deriler elde edilmekte, derilerdeki fireler artmakta ve kalite düşmektedir. Kurbanlık hayvanların kesimleri sonucunda elde edilen ham deriler zamanında ve yeterli düzeyde tuzlanmadıklarından oluşan kokuşmaya bağlı olarak ham deri kayıpları artmaktadır. Bu da doğal olarak kaynak kaybını oluşturmaktadır.

 

Kurban Derisinin Korunması ve Saklanması: Kesimden sonra hayvanın dikkatsiz ve beceriksiz şekilde yüzülmesi sonucu  derinin iç yüzünde et ve yağ parçacıkları kalır. Özellikle deri tuzlanarak konserve edildiği zaman tuz, et ve yağ kalıntılarının altına nüfuz edemez. Bu yüzden et ve yağ kalıntılarının bulunduğu deri kısımları ham kalır ve zamanla bozulmaya uğrarlar. Bu kalıntıların deriye zarar verilmeden kazınarak deriden uzaklaştırılmasını takiben hemen soğutulmalı ve tuzlanarak konserve edilmelidirler.

Konserveleme için kullanılan tuzun kristal büyüklüğü önemlidir. Tuzlama işlemi için karınca başı diye tabir edilen iri taneli tuz kullanılmalıdır. Mutfak tuzu gibi, küçük kristalli tuz konserveleme için kullanılırsa, erime ve kuruma sonucu deri üzerinde bir kabuk oluşur. Bu nedenle derinin kuruması engellenir ve iç kısımları bozulmaya uğrar. Çok iri taneli tuz ise, rutubeti iyi çekemez. Ayrıca deri üzerinde çukurluklara ve yırtılmalara neden olur. Bunun için kullanılacak tuz partikül büyüklüğü büyükbaş derilerde 3-4 mm, küçükbaş derilerde 1-2 mm olmalıdır.

Derilerin korunmasında kullanılacak tuzun kalitesi ve miktarı konserveleme işleminin etkinliğinde önemlidir. Genelde kirlenmiş tuzlarla, daha önce derilerin korunmasında kullanılmış tuzların kullanılmaması gerekir. Konserveleme için tuzun kalitesi kadar deri üzerine atılan miktarı da önem taşır. İyi bir konserveleme etkisi için ham deri ağırlığı üzerinden gerekli tuz miktarı sığır derileri için ağırlıklarının % 30-40, koyun ve dana derileri içinse  % 40-50 civarında olması gerekir. Çünkü az tuz yavaş da olsa bozulmaya izin vermekte, fazla tuz ise cilt altında kristalleşerek tuz lekelerine neden olmaktadır..

Yüzümden sonraki ilk 24 saat içinde derilerde bozulma olayı çok yavaş sürmekte, ancak daha sonra hızlı bir artış göstermektedir. Bu nedenle yüzümBaşa Dön

KURBAN BAYRAMI VE HALK SAĞLIĞI

İnsanlarla hayvanların bir arada yaşamaları ve bunların ürünlerinden

faydalanmaları insanoğlunun varoluşu ile başlayan ve ihtiyaç oldukça da devam

edecek olan bir keyfiyettir. Ancak, hayvanlarla insanlar arasındaki bu durum, bir

takım problemleri de beraberinde getirmiştir. Bu problemlerin en önemlileri,

insan sağlığı yönünden önemli olan ve dünyada olduğu gibi ülkemizde de hâlâ

halk sağlığı problemi olmaya devam eden zoonoz hastalıklardır. Zoonoz

hastalıklar, omurgalı hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalıkların genel adı

olarak bilinmektedir.

Bu anlamda, ülkemiz açısından büyük önem taşıyan zoonozlardan bazıları

kist hidatik (kistik ekinokokkozis), brusellozis, salmonellozis, tüberküloz

(verem), şarbon, toksoplazmozis ve tenyozis (şerit) gibi hastalıklardır. Halk

sağlığı problemi oluşturmaları açısından oldukça mühim olan bu hastalıklar,

aşağıda belirtilen bazı korunma önlemlerinin alınması ile bulaşmaları

engellenebilecek hastalıklardır.

Özellikle hayvan hareketlerinin çok olduğu, hayvanlarla insanların

temasının oldukça arttığı Kurban Bayramlarında, çok sayıda hayvanın kesilmesi

münasebetiyle kesim öncesi ve kesim sonrası gereken kontrol ve hijyen

kurallarına dikkat edilmesi, kesilen hayvanlara ait etlerin tüketiminde (saklama,

hazırlama, pişirme vb.) gerekli hassasiyetin gösterilmesi, zoonoz hastalıkların

yayılmasını engellenmesinin yanı sıra, bu hastalıkların bulaşmasına engel

olması açısından da büyük önem arz etmektedir.

Kurban etlerinin güvenilir bir gıda olarak tüketilebilmesi, çevre sağlığında

olumsuzlukların yaşanmaması ve sonuçta toplum sağlığını tehdit edici

durumların ortaya çıkmaması için aşağıda belirtilen hususlara azamî dikkat

edilmesi gerektiği bilinmeli ve herkes bu konuda sorumluluk hissetmelidir.Başa Dön

 

A) Kurban Bayramlarında Uyulması Gereken Hususlar

Hayvanların nereden geldiğinin, veteriner hekimlerce muayene

edildiğinin ve dolayısıyla da havanların sağlıklı olduklarının göstergesi

olan Menşe Şahadetnamesi olmayan hayvanlar kesinlikle kurbanlık

olarak satın alınmamalıdır.

 

Hayvanların kesim öncesi ve sonrasında veteriner hekimlerce muayenesi

sağlanmalı ve kesimlerin, bu imkânı verebilecek yerlerde yapılması temin

edilmelidir.

Kurban kesimleri, asgarî teknik ve hijyenik şartları haiz yerlerde, mutlaka

ehil kişiler vasıtasıyla yapılmalı; hayvanların kesilmesi, yüzülmesi,

karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime

sunulması aşamalarında kişisel hijyen kurallarına gereken titizlik

gösterilmelidir.

Kesim esnasında az veya çok derecede insan sağlığına zararlı olabileceği

belirlenen hayvan etleri ve yenilebilir organları kesinlikle tüketilmemeli;

tüketilebilmesi için gerekli işlemler uygulanmalı, tüketilmesi sakıncalı

olanlar ise, usulüne uygun olarak bertaraf edilmelidir.

Kesilen hayvanların içi su dolu kese bulunduran doku veya organları

başta köpekler olmak üzere, kurt ve tilki gibi etçil hayvanların

ulaşamayacağı şekilde bertaraf edilmelidir. Çünkü bu organlar, insanların

başta karaciğeri olmak üzere, akciğer, beyin gibi organlarına yerleşerek

bugün için ilâçla tedavisi pek mümkün olmayıp cerrahî müdahaleyi

gerektiren kist hidatik hastalığının yayılmasına yol açmaktadır.

Bertarafı icap eden doku ve organlar en az 2 metre derinliğinde açılan

çukurlara gömülmeli ve üzerlerine sönmemiş kireç dökülmelidir; imkân

varsa yakılarak imha edilmelidir.

Köpek ve kedi gibi etçil hayvanlara, et ve sakatatlar kesinlikle çiğ olarak

verilmemelidir. Bazı zoonoz hastalıkların doğadaki devamlılıklarının bu

şekilde sağlandığı akıldan çıkarılmamalıdır.

Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, bazı zoonoz

hastalıkların insanlara, çiğ ya da az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı

unutulmamalıdır. Bu açıdan gebe kadınlarda düşüklere yol açan

toksoplazmozis ile insanların besinlerine ortak olarak onları zayıf

düşüren, iş gücünü etkileyen, yıllarca insanlarla birlikte yaşayabilen

tenyozis (hastalık sığır tenyası olarak da bilinir) oldukça önemlidir.

Hemen tüketilmeyecek etler derin donduruculara konmalı ya da kavurma

yapılarak muhafaza edilmelidir.

Sakatatlar ile etler aynı kaplarda bulundurulmamalı ve bu şekilde

muhafaza edilmemelidir.

 

 

Kesim sonrası ortaya çıkabilecek boynuz, tırnak, bağırsak ve işkembe

muhteviyatı gibi atıklar, çevre kirliliğine sebep olmayacak şekilde ve

usulüne uygun olarak bertaraf edilmelidir.

Hayvanlara ait her ürünün ve atığın, ülkemiz açısından ekonomik bir

değer taşımasından dolayı kesimlerin mutlaka, bu ürünlerin

toplanabileceği, değerlendirilebileceği ve etlerin sonradan kontamine

olmasının önlenebileceği alanlarda yapılması gerektiği bilinmelidir.Başa Dön

 

B) Kurban Kesim Yerlerinde Bulunması Gereken Asgarî Teknik ve

Hijyenik Şartlar

Kesim yapılacak yerler kolay temizlenebilen ve dezenfekte edilebilen

malzemeden yapılmış olmalıdır.

Zeminde su ve kanın birikmemesi sağlanmalıdır.

Kesim yerlerinde kullanılacak sular yeterli ve içilebilir özellikte olmalıdır.

Ete temas eden bıçak ve satır gibi aletler temiz olmalı, kesim işini

yapacak olanlar kişisel temizliklerinde titizlik göstermelidirler.

Ayrıca, kesim işinde kullanılan malzeme ve ekipmanın temizliğiyle kesim

görevlilerinin kişisel temizliklerini yapabilecekleri ortamlar bulunmalıdır.

Kesim sonrası oluşan atık ve artıkların depolanması ve bertarafı için

gerekli çevre düzenlemeleri yapılmalıdır.

Kurban kesim yerlerinde görev alacak kişiler ve diğer vatandaşlar için

sosyal ihtiyaçların karşılanabileceği ortamlar (su, tuvalet ve bekleme yeri

gibi) temin edilmelidir.Başa Dön

 

KURBANLIK HAYVAN ALIMLARINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

 


 

 

  1. Veteriner sağlık raporu ve menşe şahadetnamesi olmayan,
  2. Sığır ve mandalarda küpesi ve pasaportu bulunmayan,
  3. Çok zayıf olan,
  4. Gebe olan,
  5. Yeni doğum yapmış olan,
  6. Yüksek ateşi olan,
  7. Çok genç ve etleri olgunlaşmamış olan,
  8. Tüyleri karışık olan,
  9. Salya akıntısı bulunan,hayvanlar alınmamalıdır.
  10. Bu hususları bir veteriner hekime muayene ettirerek anlayabilirsiniz.
    Başa Dön

 

 


Kuş Gribi

 

Kuş gribi ile ilgili sıkça sorulan sorular

Kuş gribi nedir?
Kuşlarla ilgili ne tür önlemler alınabilir?
Kümes hayvanlarındaki salgının önemi nedir?
Bir ülkede kuş gribi nasıl yayılır?
Bir ülkeden diğer ülkeye hastalık nasıl yayılır?
Hastalık kendini nasıl belli eder?
Şimdiki salgından bu kadar korkulmasının nedeni nedir?
Şu an için insandan insana bulaş ile ilgili kesin kanıtlar mevcut mudur?
İnsanlar H5N1 suju ile sıkça enfekte olur mu?
Son rapor edilen kuş gribi salgınlarının hepsi insanlar için tehlike midir?
Bir pandemi önlenebilir mi?
Birkaç insan vakasının görüldüğü doğru mu?
Doğru kontrol önlemleri uygulanmakta mıdır?
H5N1 dışında diğer kuş influenza virüsleri ile enfeksiyon söz konusu mu?
H5N1’e karşı etkili bir insan aşısı var mıdır?
Hastalığı önleme ve tedavi için ilaç var mıdır?
Mevcut aşılar bir influenza pandemisini önlemede faydalı mıdır?

 

Kuş gribi nedir?

Kuş gribi bulaşıcı bir hayvan hastalığıdır. Hastalığa sebep olan virüs sadece kuşları ve daha az olarak domuzları enfekte eder. Bütün kanatlı hayvanlar enfeksiyon için risk altındadır. Özellikle hayvanların sıkı temas içinde yaşadığı kümes hayvancılığında virüs çok kolay olarak yayılabilmekte ve kısa süre içerisinde kümes hayvanları arasında salgına neden olabilmektedir.

Kuşlarda hastalık iki şekilde görülür. Hastalığın bir şekli orta derecede şiddetle atlatılan; tüylerde kırışıklık ve yumurtlamada azalma olarak kendini gösterir. Hastalığın diğer formu ise ağır patojen özelliğe sahip virüsle görülen şeklidir ki oldukça öldürücüdür. Bu virüse yakalanan bütün kuşlar genelde hastalık etkilerinin görüldüğü ilk gün ölür. Bu hastalık şekli ilk olarak 1978 yılında İtalya’da tespit edildi.

Kuşlarla ilgili ne tür önlemler alınabilir?

En önemli kontrol önlemi hastalıklı ya da virüse maruz kalmış/kalmış olma ihtimali olan hayvanı mümkün olduğu kadar hızlı itlaf etmektir. İtlaf edilmiş hayvanların mutlaka uygun şekilde gömülmesi gerekir (kireçlenerek ve yeterli derinliğe gömülerek). Çiftliklerin karantinaya alınması ve çok dikkatli dezenfeksiyon uygulanması gerekir.

Virüs ısıyla ve (56 C° de 3 saat yada 60 C° de 30 dakika bekletildiğinde ölür) iyot içeren dezenfektanlarla öldürülebilir.

Virüs, bulaştığı hayvan gübresinde soğuk havada 3 haftaya kadar canlı kalabilir. Virüs suda 22 C° lik ısıda 4 günden fazla canlı kalabilirken 0 C° de ise 30 gün canlı kalabilir. Ağır patojen özelliğe sahip virüs barındıran hayvan dışkısının 1 gramı 1 milyon kanatlı hayvana hastalık bulaştırabilir.

Hastalığı kapmış olan kümes hayvanlarının hareketlerinin kısıtlanması (özellikle şehirler ve ülkelerarası hareketler) ve kontrol altında tutulması diğer kontrol önlemlerinden biridir.

 

Kümes hayvanlarındaki salgının önemi nedir?

Kuş gribi salgını; özellikle ağır patojen olan şekli, kümes hayvancılığı ve çiftçiler için oldukça zarar vericidir. Mesela 1983-1984 yıllarında ağır patojen virüsle Pensilvanya’da ortaya çıkan bir salgın 17 milyon kümes hayvanın telef olmasına sebep olmuş ve Amerikan ekonomisine verdiği zarar yaklaşık olarak 65 milyon dolar olmuştur. Bu ekonomik sonuçlar gelişmekte olan ülkelerdeki yükselen kümes hayvancılığına zarar vermekte ve bu şekilde geçimini sağlayan aileleri de önemli derecede etkilemektedir.

Eğer salgın ülkenin tamamına yayılırsa kontrol oldukça zorlaşır. Mesela 1992 yılında Meksika’da görülen salgın, 1995 yılına kadar tam olarak kontrol altına alınamamıştır.

Bu gerçeklerden hareketle herhangi bir salgın tespiti ya da şüphesi varlığında devlet otoritelerinin mümkün olan en kısa sürede sorumluluğu üstelenmeleri, acil eylem planları geliştirmeleri ve salgını kontrol altına almaları gerekir.

 

Kuş gribi salgını bir ülkede nasıl yayılabilir?

Ülke içerisinde hastalık bir çiftlikten diğerine ya da bir kümesten diğerine oldukça kolay bulaşabilir. Kanatlı hayvanların dışkılarında ve virüsle bulaşmış tozlarda çok sayıda virüs vardır. Havayla yayılan virüs solunduğu zaman enfeksiyona sebep olabilir. Bu sayede o havayı soluyan bütün kanatlı hayvanlar hastalığı kapar ve hastalığı bulaştırabilir. Virüsle kirlenmiş olan malzemeler; araçlar, yemler, kafesler, örtüler – özellikle ayakkabılar- virüsü bir çiftlikten diğerine taşıyabilir. Enfekte hayvanların, ayakları ve gövdeleri de virüs taşınması konusunda dikkat edilmesi gereken yerlerdir. Hastalığın yayılmasında, mekanik vektör görevi gören kemirgenler de etkili olabilir. Enfekte vahşi kuşların dışkıları, hem kanatlı hayvan ticareti yapılan hem de kümes hayvancılığı yapılan yerlerde hastalığın yayılması için oldukça etkin rol oynarlar. Eğer ev hayvanları serbestçe dolaşabiliyorlarsa hastalığın vahşi kuşlardan ev hayvanlarına geçme ihtimali oldukça yüksektir. Özellikle eğer ev hayvanları ile vahşi kuşlar ortak su kaynağını kullanıyorlarsa, virüs taşıyan vahşi kuş dışkıları bulaşmış su kaynaklarından beslenen ev hayvanlarının hastalığı kapması kaçınılmazdır.

Diğer bir hastalık yayılma kaynağı ise sağlıksız koşullarda canlı hayvan satılan yerlerdir.

 

Bir ülkeden diğer ülkeye hastalık nasıl yayılır?

Hastalık bir ülkeden diğer ülkeye canlı kümes hayvanı ticareti ile yayılabilir. Göçebe kuşlar, yabani su kuşları, deniz kuşları ve kara kuşları hastalığı bir ülkeden diğerine taşıyabilir. Bu kuşlar uzun mesafeli göç edebildikleri için çok uzaklardaki ülkelere bile virüsü taşıyabilirler. Özellikle yabani su ördekleri hastalığa karşı dirençli oldukları için virüsü taşıdıkları ve başka kanatlı hayvanlara bulaştırdıkları halde hasta oldukları anlaşılmadığından tanınamazlar ve birçok kanatlı hayvana hastalığı bulaştırabilirler.

Evcil ördekler, kazlar, hindiler ve diğer kanatlı hayvan türleri öldürücü olabilen virüsü kapabilir ve bulaştırabilirler.

 

Hastalık kendini nasıl belli eder?

2003 Kasım ayının ortalarından beri, gelişmekte olan Asya ülkelerinde tavuk ve ördekler arasında ağır patojen virüs enfeksiyonunun salgın halinde görüldüğü bildirilmektedir. Yabani kuş türlerinde ve domuzlarda bile enfeksiyon bildirilmiştir.

Bu hızlı yayılan, ağır patojen virüs aynı zamanda birkaç ülkede görüldü. Bu durum tarihte benzeri görülmemiş şekilde hem insan sağlığını hem de çiftçiliği ilgilendirmiştir.

İnsan sağlığı için alarma geçilmesinin nedeni ağır patojen olan H5N1 türünün bu salgından sorumlu virüs olarak izole edilmesidir. Bu virüs, türler arasında kolay olarak yayılabilir ki bu şekilde yakın geçmişte hastalık kapmış iki insan tespit edilmiş ve bu şimdi tekrar yaşanabilir. Bu sayı özellikle Vietnam ve Tayland’da giderek artmaktadır.

 

Şimdiki salgından bu kadar korkulmasının nedeni nedir?

Halk sağlığı merkezlerinin, daha önce benzeri görülmemiş bu salgından tedirgin olmalarının birkaç nedeni vardır. Bunlardan ilki, Asya’da görülen salgınların en sık sebebinin - ama hepsinden sorumlu değil- ağır patojen H5N1 suşunun olmasıdır. Bu suş türler arasında geçiş yapabildiği ve diğer türlerde de ağır enfeksiyona neden olabildiği için insanlara bulaşabileceği ve insan ölümlerine neden olabileceği içindir.

2. ve belki daha da önemli bir başka nokta, mevcut durumun insanlarda pandemi yaratabilecek diğer bir influenza salgınına yol açabilme ihtimalidir. Kuş ve insan influenza virüslerinin, aynı anda her iki virüs tipi tarafından enfekte olmuş bir kişinin vücudunda gen exchange işlemini yapabildikleri bilim adamları tarafından bilinmektedir. Bu durum insan vücudu içinde daha önce bağışıklık kazanılmamış yeni virüs alt gruplarının doğmasına yol açabilir. Bu, şu anda kullanılmakta olan ve her yıl dolaşmakta olan virüslere karşı geliştirilen ve epidemi mevsimlerinde insanları hastalıktan koruyan aşıların etkisiz olduğu, tamamiyle yeni virüslerin ortaya çıkması anlamını taşımaktadır.

Yeni oluşacak virüs genomunda yeterli miktarda insan geni olursa hastalığın bulaşması yalnızca kuşlardan insanlara olmakla kalmayacak, virüs insandan insana da rahatlıkla bulaşabilecektir. Bu olursa yeni bir influenza pandemisinin gelişimi de tetiklenmiş olacaktır. Asıl korkulacak nokta insandan insana geçişle başlayacak bu salgının yüksek ölüm oranlarıyla seyredebileceği ihtimalidir. Bu durum 1918-1919 yılları arasında açığa çıkan ve tamamiyle yeni bir virüs tipi ile gelişen influenza salgınındaki hale benzeyebilir. Hastalık 4-6 ayda tüm dünyaya yayılmış ve takip eden 2 yıl boyunca tekrarlayan hastalık dalgalarıyla tüm dünyada yaklaşık 40- 50 milyon insanın ölümüne neden olmuştu.

 

Şu an için insandan insana bulaş ile ilgili kesin kanıtlar mevcut mudur?

Hayır. Ancak 27 Eylül 2004 tarihinde Tayland Sağlık Bakanlığı bir grup ailede, muhtemelen insandan insana bulaşın yaşandığını bildirmiştir. Yetkililer bir Taylandlı annenin hastalığı ya çevresel kaynaklardan ya da hasta olan kızına bakarken kazandığını bildirmişlerdir. Bu ailenin incelenmesinde hastalığın insandan insana geçişi ile ilgili başka bulgular da tespit edilmiş ancak hastalığın aile içinde sınırlı kaldığı, yakın çevreye yayılmadığı fark edilmiştir.

 

İnsanlar H5N1 suşu ile sıkça enfekte olur mu?

Hayır. Bu durum çok nadir olarak görülür. H5N1 ile enfekte olan ilk vaka 1997 yılında Hong Kong’dan rapor edilmiştir. İlk salgında 18 kişi enfekte olmuş ve bunlardan 6'sı ölmüştü. Bu vakalardan 1 tanesi tarlada çalışırken kuşlarla temas eden, diğer 17 tanesi de canlı hayvan satılan dükkanlarda çalışanlardı.

İnsan vakaları, kuşlar ve kümes hayvanları arasında yaşanan yüksek bulaşma hızıyla seyreden H5N1 salgını ile eş zamana tesadüf etmiştir. İnsandan insana H5N1 geçişi sağlık çalışanları, aile fertleri, kümes hayvancılığı ile uğraşanlar arasında da çok sınırlıdır. Virüsle karşılaşmış olunduğunu gösteren H5 antikoru bu kişilerde tespit edilse de, bu kişiler arasında ciddi bir hastalık vakası bildirilmemiştir.