|
İslam dini gereği her Kurban Bayramı’nda
milyonlarca kasaplık hayvan kurban edilmektedir. Ancak aynı anda çok sayıda
hayvanın kesilmesi gerek halk sağlığı, gerekse çevre sağlığı açısından ciddi
sorunları beraberinde getirmektedir. Özellikle Veteriner Hekim kontrolü
yapılmadan kesilen hayvanlardan elde edilen etler, sağlık açısından önemli
bir risk oluşturmaktadır. Buna ilaveten kurbanlık hayvanların sokaklarda
dolaştırılmaları, meydanlarda bekletilmeleri, satın alınan hayvanların
evlerin bahçelerinde, balkonlarında tutulmaları ve uygun olmayan yerlerde
kesilmeleri tehlikenin boyutunu daha da arttırmaktadır. Özellikle kesim
sırasında ortaya çıkan kan, mide bağırsak içeriği ve kullanılmayan
kısımların gelişi güzel bir şekilde çevreye atılmaması; akarsulara
dökülmemesi gerekir. Aksi takdirde, hayvan hastalıklarının yayılması,
hastalıkların hayvanlardan hayvanlara ve hayvanlardan insanlara bulaşması,
çevrenin kirlenmesi ve çevre sağlığının bozulması kaçınılmazdır.
Başa Dön
Kurbanlıkta aranması gereken şartlar
Satın alacağınız hayvanın Veteriner Sağlık Raporu veya Menşe-i
Şehadetnamesi bulunmalıdır. Kurbanlık olacak koyun ve keçiler 1 yaşından
küçük olmamalı; sığırlar ise en az 2 yaşında olmalıdır. Kurbanlık Hayvanın;
bir veya iki gözü kör, kulakları kopuk, bir veya iki boynuzu kökünden kırık,
kuyruğunun yarısı kopmuş veya doğuştan kuyruksuz, dişlerinin çoğu dökük,
meme başları kopuk, yürüyemeyecek kadar topallığı, olmamalıdır. Genel sağlık
açısından kurban edilecek hayvan; durgun ve halsiz, aşırı öksürük ve
aksırıklı olmamalı, gözleri, derisi ve kılları parlak ve canlı olmalı, göz,
ağız ve burnunda akıntı, olmamalıdır. Kurbanlık hayvan aşırı zayıf ve gebe
olmamalıdır. Besili koyun ve keçilerin; bel omurları el ile kavrandığında
kemik uçları ve kaburga kemikleri kolaylıkla hissedilmez. Belleri düz ve
yürüyüşleri diktir. Besili sığırların; vücut çukurları kaybolmuş, kemik
uçları belirgin değildir.
Başa Dön
HAYVANLARDAN İNSANLARA BULAŞABİLEN HASTALIKLAR (ZOONOZLAR)
Kasaplık hayvanlar birçok hastalığın
kaynağı olabilir ve bu hastalıkları insanlara bulaştırabilirler.
Hayvanlardan insanlara geçen bu hastalıkların kurban bayramlarında görülme
sıklığı yaklaşık %30 oranında artmaktadır. Türkiye ve pek çok komşu ülkede
bruselloz, kist hidatid, sistiserkoz, sarkoplazmoz, verem, toksoplazmoz,
şarbon gibi hastalıklar günümüzde hala görülmekte ve önemli bir halk sağlığı
sorunu oluşturmaya devam etmektedirler. Bu hastalıklardan ileri gelebilecek
tehlikenin azaltılması veya önlenmesi için öncelikle hastalıkların
hayvanlarda kontrol altına alınması gerekir. Buna ilave olarak kasaplık
hayvanların asgari teknik ve sağlık şartlarına sahip kesim yerlerinde
kesilmesi ve tüketiciye sağlıklı bir şekilde ulaştırılması gerekir.
Kasaplık hayvanlarda görülen ve insanlara
bulaşabilen hastalıklardan bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Tüberküloz (Verem):
Tüberküloz bütün evcil ve yabani
hayvanlarda görülür. Mycobacterium bovis sığırlarda tüberküloz hastalığının
etkenidir ve enfekte sığırlardan insanlara bulaşabilir. Hastalık
tüberkülozlu hayvanların çiğ sütlerinin içilmesi ile veya tüberkülozlu
etlerin ve organların yenmesi ile insanlara bulaşır. Ancak tüberkülozlu
hayvanların muayenesinde etlerde, farklı organ ve lenf yumrularında meydana
gelen ve tüberkül olarak adlandırılan tipik değişikliklerle tüberküloz
teşhis edilebilir. Bu durumda tüketilmesi engellenmelidir. Özellikle yaygın
tüberküloz lezyonları varsa çok dikkatli olunmalı, etraftaki insanların
sağlığı tehlikeye atılmamalıdır.
Akciğerde Tüberküloz lezyonları
Bruselloz (Malta humması):
Hastalığın etkenleri Brucella abortus bovis,
B.suis ve B.melitensis’ tir. İnsan ve hayvanlarda bruselloza neden olurlar.
İnsanlarda enfeksiyon hasta hayvanlar ve etleriyle temasta el ve konjuktiva
ile, hastalıklı süt ve süt ürünlerinin tüketimi ile, fetal atıklardan
solunum yoluyla meydana gelir. Hastalık düzensizlik gösteren ve nüksetme
eğilimli bir ateş ile karakteristiktir. Bunun yanı sıra terleme, ağrı,
eklemlerin şişmesi, bazen cinsel organlarda hastalık tabloları ile
seyredebilir. Kasaplık hayvanların kesim ve parçalanması sırasında
hastalıklı memeler karkas ve organları bulaştırırlar. Etken etlerde haftalar
hatta aylarca canlı kalır. Tuzlanmış ve salamura edilmiş etlerde 150 gün
canlılığını korur. İnsanlar için tehlike sadece temas yoluyla değil, aynı
zamanda kan emen sinekler ve böcekler vasıtasıyla da oluşur. Özellikle
hayvanda enfeksiyon akut devrede ise ve ateş varsa bakteriler kanda da
bulunabilir ve insanlara bulaşabilir. Böyle hayvanlar kesilmemeli, bir
Veteriner Hekim’e danışılmalıdır.
Antraks (Şarbon):
Hastalığın etkeni Bacillus antracis’tir.
Antraks oldukça tehlikeli bir zoonozdur ve hastalık insanlara hasta
hayvanlardan temas yolu ile bulaşır. Bu nedenle hasta hayvanların derilerini
yüzen ve işleyen kasaplar veya işçiler hastalığı kendilerine ve etrafa
bulaştırırlar. Hasta hayvanların etlerini tüketen insanlarda ise bağırsak
antraksı oluşur ve çoğu zaman ölümle sonuçlanır. Antraktsa kanın
pıhtılaşmadığı ve siyahımsı kırmızıya kadar koyu renkte olduğu dikkati
çeker. Özellikle sığırlarda dalak normal büyüklüğünün birkaç misli
büyümüştür. Dalağın pulpası siyaha yakın renkte ve kolayca ufalanabilen
kıvamdadır. Trachea ve bronşlar kanlı ve köpüklü bir sıvı ile doludur. Kalp,
karaciğer ve böbrekler kırmızı, şişkin ve gevrektir.Koyunlardaki belirtiler
sığırlara benzemekle birlikte dalak büyümesine her zaman rastlanmayabilir.
Bu hastalık hızlı geliştiği için hayvan henüz kesilmeden, kurban öncesi
bekletme döneminde dahi belirtiler görülebilir. Kesim öncesinde şüpheye
düşüldüğünde veya kesim esnasında tipik belirtiler görüldüğünde kesimin
hemen durdurularak Veteriner Hekime danışılması ve antraks olduğu kesinse
imha edilmesi yoluna gidilmelidir.
Taeniasis (Sistiserkozis):
Farklı tenya cinsleri tarafından
oluşturulabilir ve buna göre özel isimler de verilebilir. En yaygın ve sığır
etleriyle ilişkili tipi Taenia saginata’dır. Abdestbozan seridi olarak da
bilinir. Erişkin şekli insanların ince
bağırsaklarında, larva şekli
olan Cysticercus bovis (Sistiserkus bovis) sığır iskelet kasları ile dil,
yutak, çene, kalp ve diyafram kaslarında yaşar. Bulaşma, larvaları içeren
kistli etlerin insanlar tarafından yenmesi ile gerçekleşir. Bağırsaklarda
gelişen erişkin parazit, 25-30 sene kadar burada kalabilir, boyu 6 metreye
kadar çıkabilir. Etkenin alımından 8-10 hafta kadar sonra parazitin 100.000
kadar yumurta içeren halkaları dışkı ile atılır. Bu yumurtalar sığırlar
tarafından alınırsa, bunların çizgili kaslarında sistiserk formu oluşur.
Enfekte kişilerde iştah bozukluğu, karında şişme ve ağrı, bulantı, kusma,
kabızlık ve ishal gibi bozukluklar şekillenebilir. İyi beslenen bir insanın
bağırsağında 1 adet şeridin bulunması durumunda hiçbir belirti
görülmeyebilir.
Resim : Karaciğerde sistiserkoz kistleri
Hidatidoz (Kist Hidatid) :
Halk arasında “köpek hastalığı”, “kıl
hastalığı”,“köpek kisti” veya “su kesesi” gibi isimlerle bilinen hidatidoz
kontrolsüz hayvan kesimlerinin fazla olduğu ülkemizde de oldukça yaygın olan
ve üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur.
Erişkin şekli köpek, kurt, çakal gibi etcil hayvanların ince bağırsaklarında
yaşar ve adı Echinococcus granulosus’tur. Bu şeridin larva formu koyun,
keçi, sığır başta olmak üzere birçok memeli hayvan ve insanlarda gelişir ve
hidatid kist’leri yapar. Enfekte köpeklerin dışkısı ile atılan içi yumurta
dolu halkaların dış etkenlerle parçalanması sonucu yumurtalar çevreye
yayılarak su ve gıda maddelerine bulaşırlar. İnsanlar ve hayvanlar gözle
görülemeyecek kadar küçük olan bu parazit yumurtalarını, bulaşık su ve
maddeleriyle gıda
(sebze, meyve gibi) veya yumurtalarla bulaşık ellerin yıkanmadan ağza
götürülmesiyle alarak enfekte olurlar. Alınan bu yumurtalar, insan ve
hayvanların ince bağırsaklarındaki enzimlerin etkisiyle parçalanır ve
içerisindeki larvalar serbest kalır. Serbest kalan larvalar kan yoluyla
karaciğer ve akciğer başta olmak üzere beyin, kalp, böbrek gibi birçok
organa giderek yerleşir ve bu organlarda hidatid kist’leri oluştururlar. Bu
kistlerin boyutları fındıktan çocuk başı büyüklüğüne kadar
değişebilir. Eğer bu kistli organlar köpekler tarafından yenilirse çiğneme
ve sindirim esnasında kistler parçalanır ve içlerindeki larvaların her biri
köpeğin ince bağırsağında erişkin şerit haline dönüşür.
Karaciğerde hidatid kist

Enfekte insanlarda kistin
bulunduğu organa bağlı olarak karın ağrısı, bulantı, kusma, sarılık, solunum
güçlüğü, öksürük, baş ağrısı, işitme, görme, algılama ve koordinasyon
bozukluğu gibi belirtiler görülebilir. Ayrıca bazen vurma, çarpma, düşme
gibi durumlarda kistlerin patlaması sonucu anaflaktik şok oluşabilir ve
ölümlere neden olabilir. Çok büyük ekonomik kayıplara neden olan bu
hastalığın hayvanlarda tedavisi mümkün değildir. İnsanlarda ise kistlerin
ameliyatla çıkarılması veya ilaçla küçültülmesi mümkün olmakla beraber
tedavi çok güç ve risklidir. Ayrıca hastalıktan dolayı ameliyat geçiren
bireylerde tam iyileşme sağlanamamakta, bu kişiler sürekli nüks korkusuyla
yaşamaktadır.
Diğer birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu
gibi en uygun çözüm yolu insan ve hayvanların bu hastalıktan korunmasıdır.
Bu hastalıkla mücadele 2 şekilde yapılabilir.
Kalpte hidatid kist
1.
Erişkin parazite
karşı yapılacak mücadele; hastalığın bulaşmasında en önemli kaynak köpekler
olduğundan sahipli ve sahipsiz bütün köpekler ikişer ay ara ile etkili bir
antelmentikle tedavi edilmeli ve tedavi sonrası 2-3 gün dışkılar toplanarak
yakılmalıdır.
2.
Köpeklerin bu
parazit ile enfekte olması engellenmelidir (Kistli organların köpekler
tarafından yenilmesi engellenmelidir).
Bu amaçla özellikle Kurban
Bayramlarında kurban kesen herkes kestikleri hayvanların iç organlarını
kontrol etmeli, eğer içi sıvı dolu beyaz keseler var ise bunları imha ederek
köpekler tarafından yenmesi engellenmelidir. Bu amaçla kistli organlar derin
bir kap içerisinde toplanmalı ve üzerine yanıcı bir madde (benzin, mazot)
dökülerek yakılmalı ve veya 2-3 metre derinliğinde çukurlar kazılıp üzerine
sönmemiş kireç döktükten sonra köpeklerin çıkaramayacağı şekilde
gömülmelidir. Kesinlikle çöpe atılmamalıdır.Başa
Dön
KURBAN
BAYRAMINDAN ÖNCE ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER
Hayvan Satış Yerleri:
Şehirleşme ve apartman hayatının
getirdiği sorunlar sebebiyle, kurbanın özellikle sağlık yönü kentlerde daha
fazla önem kazanmıştır. Kasaplık hayvanların satılacağı pazar yerlerinin
kurulması, satılacak hayvanların Veteriner Hekimler tarafından sağlık ve
gebelik yönlerinden muayene edilmesi gerekmektedir. Kurbanlık hayvanların
alım ve satımları, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı ile il ve ilçelerde yerel
yönetimlerce belirlenen hayvan pazarları; sorumlu Veteriner Hekimi bulunan
kasaplık-besi hayvan yetiştiricileri gibi yerlerden alınmalıdır. Bu yerlere
çeşitli yörelerden getirilen hayvanlarda menşe şehadetnamesi
aranmalıdır(XXXXX). Buralarda satışa sunulan hayvanlar mutlaka Veteriner
Hekim kontrolünden geçirilmelidir. Kesime uygun olmayan halk sağlığını
tehdit edebilecek hayvanların satışına izin verilmemelidir.Hayvan
pazarlarına hayvanlar menşei ve sağlık raporu (3285 sayılı kanunun 22
inci maddesi) ile getirilirler. Bu, bir yönüyle kaynağın ve sağlığın
güvencesi durumundadır. Ayrıca pazara getirilecek olan sığırlarda kulak
numarası ve kimlik belgesi istenmesi bu yönden yararlı olacaktır.
Böylece hayvan pazarları gibi veteriner hekim kontrolü altında bulunan
yerlerde canlı muayenesi yapılmış, sağlıklı ve gebe olmayan hayvan kesimi
yapılabilecektir. Başa Dön
Kurbanlık Satın Alma ve Hayvanların Kesim Öncesi (Ante-mortem) Muayenesi:
Hayvanların kesilmeden önce
muayenesi etlerin insan gıdası olarak değerlendirilip
değerlendirilmeyeceklerini saptamak amacıyla yapılır. Bazı hastalıklar ancak
hayvan canlı iken gösterdikleri topallık, felç, belirli vücut hareketleri ve
durumları veya genel durumlarında görülen değişiklikler ile belirlenebilir.
Kurbanlık hayvan satın alırken hayvanın genel durumu ve genel görünüşü iyice
gözden geçirilmelidir.Çünkü çeşitli hayvan hastalıkları ette fazla
değişiklik yapmadıkları halde, canlı hayvanda klinik belirtilerle daha kolay
teşhis edilirler. Kesim öncesi muayene hayvan ayakta dururken, hareket
halindeyken ve sakinken yapılmalı, aşağıdaki durumlara dikkat edilmelidir:
-
Eğer hayvanda yüksek
ateş, iştahsızlık, öksürük, nefes güçlüğü, yutmada zorluk, ağız burun
akıntısı, kısmi veya genel felç, vücutta şişlikler, cinsiyet organları ve
memede kötü kokulu akıntılar varsa hastalıktan şüphe edilmelidir. Bu ve
benzeri durumlarda böyle hayvanlar satın alınmamalı veya kesin karar
Veteriner Hekim kontrolünden sonra verilmelidir. Hasta olduklarından
şüphelenilen hayvanların yaşına dikkat edilmelidir.
Ayrıca;
-
Ayakta durma ve hareket
tarzına
-
Beslenme durumuna
-
Çevreye uyumuna
-
Hayvanların postunun,
kılının ve yününün durumuna
-
Sindirim sistemine (salgı
çıkarmasına, geviş getirmesine, dışkının kıvamına ve rengine)
-
Üreme organlarına ve meme
bezlerine
-
Solunum sistemine (burun
salgısına, solunum durumuna)
-
Yara, şişlik veya ödemlere
-
Vücut hareketine
-
Kanın bulaşmasına
-
Belirli hastalıkların ve
belirtilerinin farklı tip hayvanların farklı organlarında görülmesine dikkat
edilmelidir.
Genel sağlık açısından
kurban edilecek hayvan;
-
Durgun ve halsiz olmamalı,
-
Aşırı öksürük ve aksırık
olmamalı,
-
Gözleri, derisi ve kılları
parlak ve canlı olmalı,
-
Göz, ağız ve burunda
akıntı olmamalıdır.
-
Aşırı zayıf veya gebe
olmamalıdır.Başa
Dön
Kurban Satış ve Kesim Yerlerinde dikkat edilmesi
gereken hususlar ve denetim esasları
Kurban satış ve kesimi, Valilikçe onaylanan ve Belediyelerce
kurban satış ve kesimi için gerekli alt ve üst yapının tesis edildiği
yerlerde yapılacaktır. Ayrıca kurban atık ve çöplerinin Belediyelerce
toplanarak bertarafı sağlanacaktır. Belediyelerin gösterdiği yerlerin
dışında toplu kurban kesmek yasaktır.
Park, cadde, sokak, meydan gibi umuma
açık ve kurban kesimine uygun olmayan yerlerde kurban kesimi yapılmayacak,
yapanlara belediye zabıtasınca müdahale edilecektir.
1. Belediyelerin izin verdiği kurban satış ve toplu kesim yapılacak
yerler aşağıdaki özellikte olacaktır:
-Su, elektrik, kanalizasyon veya
fosseptik çukuru olan alt yapısı hazırlanmış yerler olacaktır.
-Kesim yeri beton veya beton asfalt v.b sızdırmaz malzemeden olacaktır.
-Kesim yeri kesim sonunda tazyikli suyla yıkama imkanına sahip olacaktır.
-Yıkama suları mutlaka kanalizasyona veya fosseptiğe verilecek, kesinlikle
çevreye
bırakılmayacaktır.
-Kesim sonrası, kesim mahalli dezenfekte edilecektir.
-Kurban kesimi için yeterli sayıda veteriner hekim, ehliyetli kasap ve
yardımcı personel, iş elbisesi
giymiş halde görevlendirilecektir.
-Kesimden çıkan işkembe ve hayvan dışkıları vb. atıklar sızdırmaz ve
yırtılmaz siyah torbalara konacak, ağzı iyice kapatılıp, bağlanacak ve
sızdırmaz kapalı özel atık taşıma kamyonları ile belediye tarafından düzenli
depolama sahalarına en kısa sürede götürülecektir.
-İlgili belediyeler Bayram süresince kesim ve satış yerlerinde temizlik ve
denetim birimlerinden yeterli sayıda eleman bulunduracaklardır.
-Kurban satış yerlerinde trafiğin engellenmemesi ve görüntü kirliliğine yol
açılmaması için hayvan
taşınmasının gece saatlerinde gerçekleştirilmesi sağlanacaktır.
-Hayvan atıkları dışında atıklarda aynı usulde biriktirilerek, en kısa
sürede belediyelere verilecektir.
-Deriler gelişi güzel yere atılmayacak ve tuzlanarak muhafaza edilecektir.
-Kurban kesimi ve satış yerlerinde ilçe belediyeleri yeterli miktarda çöp
araçları ve konteynır
bulunduracaklardır.
-İlçe Belediyeleri, çöp konteynerleri dolmadan atıkları toplayıp,
sıkıştırmadan çöp kamyonlarıyla
transfer istasyonlarına ulaştıracaklardır.
2- Etrafı kapatılmış özel mülkü veya bahçesinde kurban kesecek
olanlar aşağıdaki hususlara dikkat edeceklerdir:
-Kesim yeri beton, asfalt veya sert
zemin olacak, çıkan kanın toprağa dağılması önlenecektir.
-Kesilen kurbandan çıkan işkembe ve atıklar sızdırmaz ve yırtılmaz siyah
renkli torbalara konacak, ağızları iyice bağlanacak ve belediye temizlik
ekiplerine teslim edilecektir.
-Kurban kesim esnasında çıkan diğer çöplerde mutlaka toplanıp, kapalı
poşetlere konup, belediye
temizlik ekiplerine teslim edilecektir.
-Kesim sonunda kesim mahalli, kanlı ve pis bir vaziyette bırakılmayacak, kan
izi kalmayacak şekilde temizlenecektir.
İlçe Belediyeleri; yeterli sayıda
temizlik ekiplerini, bayram süresince çalışır halde tutacaklardır. Özellikle
bayramın ilk iki günü temizlik elemanı ve çöp toplama aracı sayısı
artırılacaktır.
Belediyeler; kesim ve satış yerlerinde kurban atıklarını düzenli bir şekilde
günlük olarak ve fenni şekilde toplayacaklar ve depolama sahalarında uygun
şekilde bertarafı için sevk edeceklerdir.
Büyükşehir Belediyesince; transfer istasyonları ve çöp bertaraf tesislerinde
çalışanlara bayram süresince izin verilmeyecektir.Toplu kurban satış ve
kesim yerlerinde temizlik amaçlı yeterli miktarda su sağlanacaktır.
Bayram öncesi ve Bayram süresince özellikle kurban kesimlerinin yoğun olduğu
ilk iki gün İlçe Belediyelerinin Zabıta birimleri ile birlikte Büyükşehir
Belediyesi Zabıta Birimleri de yukarıda belirtilen özellikle çevre ile
ilgili hususlar doğrultusunda aralıksız denetim yapacaklardır.
Toplu kurban kesim yerlerinde veya kendi özel mülkünde, bahçesinde kurban
kesimi yapıp çevreyi kirletenlere veya kaçak olarak umuma açık yerde kesim
yapanlara denetim birimlerince Çevre Kanunu’nun ilgili hükümleri ve Zabıta
Talimatnamesi doğrultusunda yasal işlem uygulanacaktır.
Kurban satış ve kesim yerlerinde çevre kirliliğine neden olan veya
olabilecek olumsuzlukların görülmesi veya tespiti halinde gerekli yasal
işlemin yapılması için İlçe Belediyesinin Zabıta ve Temizlik Birimlerine
ayrıca Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ve Zabıta
Müdürlüğü’ne telefonuna bildirilebilecektir.
Başa Dön
Kesimde Önemli Noktalar:
Kurban Bayramı süresince tüm mezbaha ve hayvan kesim yerlerinin açık olması,
bireysel veya toplu kesim işlemlerinin kesim yerlerine yönlendirilmesi ve
kesimin deneyimli kişilerce yapılması sağlanmalıdır. Kesilecek hayvan
mutlaka sağlıklı olmalıdır. Kesim öncesi kurbanlık hayvanların yorgun
olmaması ve kesimden önce 6 saat boyunca yem verilmemesi (su verilebilir),
etlerin kalitesini olumlu yönde etkileyen başlıca faktörlerdir. Yorgun
hayvanların hemen kesilmesi ile kanı tamamen akıtmak mümkün olmayacağı için
etler dayanıksız olacak ve çabuk bozulacaktır. Benzer şekilde yorgun
hayvanların etleri uygun bir olgunlaşma geçirmeyecek ve dolayısı ile etin
kalitesi de olumsuz etkilenecektir. Aksi takdirde kesim öncesi yemleme
sonunda kesilmiş hayvanların kanları, bağırsaklarda oluşan emilme ile
mikroorganizmaların hücumuna uğrayacak ve oradan ete geçerek kaliteyi
olumsuz etkileyecektir ve etin dayanıklılığı azalacaktır. Kurbanlık
hayvanları kesim öncesi strese sokacak kötü muamelelerden ve hareketlerden
kesinlikle kaçınmak gerekir. Kesimden önce stres faktörlerine maruz kalmış,
yorgun hayvanlardan elde edilen etler de uzun ömürlü değildir. Ayrıca
aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmelidir:
-
Kesim yeri temiz olmalı ve
akar su bulunmalıdır.
-
Kesim yapan kişinin
sağlıklı ve temiz olması gerekir; ayrıca, bu kişi karkastan kendisine
bulaşacak hastalıklara (şarbon, bruselloz gibi) karşı gerekli tedbirleri
(eldiven, çizme giyme, kesik-yaralı el veya parmaklarla etle temas etmemek
gibi) almalıdır,
-
Kesme işlemi, hayvanın
yemek borusu ile boynun sağ ve solunda bulunan 2 kalın damarı kapsayacak
şekilde boynun alt bölümü ile çene arasındaki kısmın ortasındaki boğaz
çıkıntısına rastlayan yerden yapılmalıdır.
-
Hastalıklı doku ve
organların kesimi sırasında kirlenen bıçaklar dezenfekte edilmeli, sağlam
kısımların kesim ve parçalanmasında dezenfekte edilmeden kullanılmamalıdır.
-
Hayvan tutulup
yatırılırken veya askıya alınırken işkence-eziyet edilmemelidir,
-
Kesimi mümkünse askıya
alarak yapılmalıdır, böylece kanın tamamının akıtılması ve derinin yüzümünün
temiz olarak yapılması sağlanır. Yerde yapılan kanatma sırasında kanın
tamamının boşaltılması için yatırılan hayvanın üzerine bastırılmamalı,
zorlama yapılmamalıdır. Aksi halde oluşacak negatif basınç nedeniyle
dışarıdan ve sindirim sisteminden birçok mikroorganizma kolayca ete
bulaşacaktır.
-
İç organlar yüzme işlemini
takiben en kısa sürede çıkarılmalıdır.
-
Yutak boşaltılmalı,
mide-bağırsak, safra ve idrar kesesi ve üreme organları çıkarılmalı, hasta
ve süt bulunan memeler karkastan uzaklaştırılmalıdır. Bağırsaklar
çıkarılırken çıkışı bağlanarak içerikle karkasın kirletilmesi önlenmelidir.
-
Kesim sırasında, kan,
bağırsak içeriği gibi maddelerle çevrenin kirlenmesi engellenmelidir.
-
Tüketilecek sakatatlar
temiz bir şekilde çıkarılmalıdır.
-
Kurban atıkları çöp
varillerine atılmamalı, kanalizasyon kanallarına dökülmemeli, gelişigüzel
çevreye atılmamalı, çevre temizliği ve halk sağlığı açısından bu tür atıklar
sokak hayvanlarının erişemeyeceği şekilde derin çukurlara gömülmelidir.
Sonuç olarak, tüketiciler
kurban bayramında sağlıklı bir et elde edebilmeleri için, kurbanlık
hayvanlarını Veteriner Hekim kontrolünde satış yapan yerlerden almalı,
kesimleri bu konuda ehliyetleri kimselere (tercihen mezbahalarda)
yaptırmalı, kesim sırasında ve sonrasında hijyenik kurallara uymalı, artık
organ ve dokular gelişigüzel atılarak halk ve çevre sağlığı tehdit
edilmemeli, etlerin olgunlaşmasından (kesimden sonra 12-24 saat bekledikten)
sonra tüketilmeli ve etler soğukta muhafaza edilmelidir.
Başa
Dön
Kesim esnasında ve sonrasında aşağıdaki konulara özellikle dikkat edilmesi
gerekir:
-
Kesilen hayvanın
karkasının rengi anormal ve tuhaf bir koku mevcut mu?
-
Kesilen hayvanın kanı koyu
renkli ve akışkanlığı az, pıhtılaşmıyor veya rengi normalden açık mı? Kanın
aşırı koyu (katran) renkte olması ve pıhtılaşmaması hayvanın önemli bir
hastalığının (Örneğin Şarbon) göstergesidir.
-
Etlerin üzerinde veya
kesitinde pirinç tanesi görünümünde hareketsiz cisimcikler var mı?
-
Göğüs kafesinde
yapışmalar, su toplanması ve inci tanesi gibi oluşumlar var mı?
-
Deri altında aşırı
kanlanma, morarma ve çürüme bulunuyor mu?
-
Karaciğer büyümüş mü ve
yüzeyinde beyaz noktalar görünüyor mu? Safra kanallarında kelebek benzeri
parazitler var mı?
-
Akciğerlerde aşırı şişlik
veya peynirimsi bir görünüm var mı? Parazit odakları veya apseleşme var mı?
-
Dalak normalden 3-5 kat
daha büyük mü, çamur kıvamında ve katran renginde mi?
-
Bağırsaklarda aşırı
derecede gaz veya kan oturmaları mevcut mu?
Yukarıdaki sorulardan herhangi
birine evet denmesi durumunda kurbanın derisi dahil bütün kısımları serin
bir yerde muhafazaya alınıp en yakın Veteriner Hekime başvurulmalıdır. Et,
Veteriner Hekimin muayene sonrası vereceği tavsiyelere göre
değerlendirilmelidir.
Başa Dön
Kurban Etlerinin
Olgunlaşması ve Muhafazası:
Kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve önce güneş
görmeyen serin bir yerde (14 Co nin altında olmamasına dikkat
edilmeli ) hava alması sağlanarak kesim sıcaklığının oda ısısına düşmesi
beklenmeli (5-6 saati geçmemeli) daha sonra buzdolabına kaldırılmalıdır.
Kurbanlık etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya
hava alamayacak bir durumda büyük parçalar halinde üst üste konulursa,
buzdolabı ısısı etin iç kısımlarını soğutmaya yetmez. Bu nedenle etin hava
almayan kısımlarında çok kısa sürede (2.gün) bozulma ve kokuşma hatta
yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli atılmalıdır.
Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve et parçasının büyüklüğüne
göre değişmekle beraber normal buzdolabı koşularında 5 veya 6 gündür. Bu
süre kıymada genellikle 3 gündür. Eğer daha uzun süreli muhafaza
düşünülüyorsa etler derin dondurucuda -18 derecede muhafaza edilmelidir.
Kesim sonrası taze ette görülen ilk değişim
ölüm sertliğidir. Kesimden sonra ortam sıcaklığına bağlı olarak genellikle
ilk 15 dakika içinde başlar ve bütün kaslar kasılarak eklemler bükülmez bir
hal alır. Ölüm sertliği halinde et, taze olmasına rağmen kendine özgü lastik
kıvamlı, kuru ve aromasızdır. Böyle etler gevrek değildir ve
pişirildiklerinde lezzet vermezler. Etin bir dizi enzimatik reaksiyonlar
geçirerek sertiğinin çözülmesi ve tüketicinin arzu ettiği gevreklik, aroma
ve lezzeti kazanması, olgunlaşma olarak ifade edilmektedir. Etler henüz
kesim sıcaklığında iken buzdolabına veya 10 Co nin altında bir
ortamda tutulursa soğuk kasılması denilen olay meydana gelir. Düzensiz
kasılmalar nedeni ile et tam bir olgunlaşma devresi geçiremediğinden sert
yapı ve lezzet kaybı görülür.
Başa Dön
Atık ve Tüketilmeyen Yan
Ürünler:
Kurbanlık hayvandan
elde edilen gıda olarak tüketilebilir yan ürünler; karaciğer, beyin, yürek,
böbrek, dalak, uykuluk (timus), dil, testis, baş eti, paça, işkembe,
bağırsak, yağlar ve kuyruktur. Gıda olarak tüketilemeyen yan ürünler ve
atıklar; kemik, kan, deri, kıllar, boynuz, tırnak, kulak, soluk borusu,
testisler hariç üreme organları, böbrekler hariç üriner organlar, safra,
bezler, lenf yumruları, işkembe ve bağırsak içerikleridir. Geleneksel bayram
etkinlikleri içerisinde fertler ağırlıklı olarak kurban etinin
değerlendirilmesine olanak vermekte, deri ve sakatat üzerinde fazlaca
durmamaktadır. Bağırsak, baş, işkembe, ayak gibi kısımları yardım şeklinde
değerlendirmeyi veya atmayı tercih etmekte; kendi kullanımları dışına
çıkması nedeniyle de bu maddelere gereken ilgiyi gösterememektedirler.
Diğer taraftan kesim sonrası oluşan ve
insan gıdası olarak tüketilemeyen yan ürünler ile birçok hastalık etkenini
taşıyan her türlü atık, uygun biçimde ortamdan uzaklaştırılmamakta ve gerek
çevre kirliliği gerekse salgın hastalıkların yayılmasına zemin
hazırlamaktadır. Bu nedenle; kan, işkembe ve bağırsak içerikleri ile bozuk
ve yenmeyen organ veya organ kısımları,
-
Çevreye atılmamalı,
-
Akar sulara ve
kanalizasyon sularına dökülmemeli,
-
Üzerine kireç tozu
dökülerek derin çukurlara gömülmelidir.Başa
Dön
Kurban Kesim Yerlerinin
Dezenfeksiyonu:
Bulaşmayı
önlemek için taşıma araçları, kesim aletleri, makine ve çalışma yüzeylerinin
temizliği sağlanmalıdır. Kaba kirlerin temizlenmesi sonrası uygun bir
dezenfektan kullanılmalıdır. Dezenfektan bulunmadığı durumlarda çamaşır suyu
gibi kolay bulunabilen bir maddeden hazırlanacak solüsyon kullanılabilir.
Eğer %35’lik çamaşır suyu kullanılacaksa %1’lik bir sulandırma yapılmalıdır.
Evde kullanılan %4’lük çamaşır suyu kullanılacaksa 5 kg suya 1 çay bardağı
olacak şekilde sulandırılarak kullanılabilir.Başa
Dön
Kurban Derisinin Ülke Ekonomisine Katkısı:
Kasaplık bir hayvanın kesimi sonucunda elde edilen değerin %70’ini et,
%20’sini sakatat, %10’unu da deri oluşturmaktadır. Ülkemizde kasaplık hayvan
kesimleri kontrollü ve kontrolsüz olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır.
Kontrollü kesimler sonucunda elde edilen deri miktarı Devlet İstatistik
Enstitüsü verilerine göre yıllık yaklaşık 10 milyon adettir. Kontrolsüz
kesimlerin yapıldığı Kurban Bayramlarında ise 3,5-4 milyon adet derinin elde
edildiği tahmin edilmektedir. Bu ham derilerin parasal değeri bugünkü piyasa
fiyatları ile yaklaşık 100 trilyon liradır. Bu derilerin Türk Hava Kurumu
aracılığı ile sanayiye kazandırılması sonucunda oluşan katma değer oldukça
yüksektir.
Kurbanlık hayvan kesimlerinde kesici ve yüzücülerin bu işte usta olmaması,
kullanılan alet ve ekipmanların yetersizliği, kesim yerlerinde yeterli
teknik ve hijyenik şartların bulunmamasından dolayı kusurlu diye
isimlendirdiğimiz deriler elde edilmekte, derilerdeki fireler artmakta ve
kalite düşmektedir. Kurbanlık hayvanların kesimleri sonucunda elde edilen
ham deriler zamanında ve yeterli düzeyde tuzlanmadıklarından oluşan
kokuşmaya bağlı olarak ham deri kayıpları artmaktadır. Bu da doğal olarak
kaynak kaybını oluşturmaktadır.
Kurban Derisinin Korunması ve Saklanması: Kesimden sonra hayvanın
dikkatsiz ve beceriksiz şekilde yüzülmesi sonucu derinin iç yüzünde et ve
yağ parçacıkları kalır. Özellikle deri tuzlanarak konserve edildiği zaman
tuz, et ve yağ kalıntılarının altına nüfuz edemez. Bu yüzden et ve yağ
kalıntılarının bulunduğu deri kısımları ham kalır ve zamanla bozulmaya
uğrarlar. Bu kalıntıların deriye zarar verilmeden kazınarak deriden
uzaklaştırılmasını takiben hemen soğutulmalı ve tuzlanarak konserve
edilmelidirler.
Konserveleme için kullanılan tuzun kristal
büyüklüğü önemlidir. Tuzlama işlemi için karınca başı diye tabir edilen iri
taneli tuz kullanılmalıdır. Mutfak tuzu gibi, küçük kristalli tuz
konserveleme için kullanılırsa, erime ve kuruma sonucu deri üzerinde bir
kabuk oluşur. Bu nedenle derinin kuruması engellenir ve iç kısımları
bozulmaya uğrar. Çok iri taneli tuz ise, rutubeti iyi çekemez. Ayrıca deri
üzerinde çukurluklara ve yırtılmalara neden olur. Bunun için kullanılacak
tuz partikül büyüklüğü büyükbaş derilerde 3-4 mm, küçükbaş derilerde 1-2 mm
olmalıdır.
Derilerin korunmasında kullanılacak tuzun
kalitesi ve miktarı konserveleme işleminin etkinliğinde önemlidir. Genelde
kirlenmiş tuzlarla, daha önce derilerin korunmasında kullanılmış tuzların
kullanılmaması gerekir. Konserveleme için tuzun kalitesi kadar deri üzerine
atılan miktarı da önem taşır. İyi bir konserveleme etkisi için ham deri
ağırlığı üzerinden gerekli tuz miktarı sığır derileri için ağırlıklarının %
30-40, koyun ve dana derileri içinse % 40-50 civarında olması gerekir.
Çünkü az tuz yavaş da olsa bozulmaya izin vermekte, fazla tuz ise cilt
altında kristalleşerek tuz lekelerine neden olmaktadır..
Yüzümden sonraki ilk 24 saat içinde
derilerde bozulma olayı çok yavaş sürmekte, ancak daha sonra hızlı bir artış
göstermektedir. Bu nedenle yüzümBaşa Dön |